• İnternet üzerinde yer alan her sitenin kendine özgü bir adresi vardır. Bunlar IP adresi olarak adlandırılır ve bilgisayarlar arasında iletişim yapılırken veri paketlerinin adreslenmesinde kullanılırlar. Bir adres 32 bitlik bir sayıdır; dolayısıyla ağ üzerinde teorik olarak yaklaşık 4 milyar bilgisayar bağlanabilir. 32 bitlik IP adresleri gösterimi ve yazımı kolay olsun diye her biri noktalarla ayrılan 8 bitlik dört parçaya bölünmüştür. Örneğin 162.72.155.27 gibi. Kullanıcı düzeyinde IP adreslerini akılda tutmak çok zordur. Bu nedenle IP adresleri “Alan Adı Sistemi” ile simgesel olarak isimlendirilmiştir. Örneğin 179.23.45.0 adresine simgesel olarak “itu.edu.tr” adı verilirse bunu akılda tutmak daha kolay olacaktır.

  • Hukukumuzda “ürün yerleştirme” konusu gerek 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, gerek 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, gerekse Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelik’te herhangi bir düzenlemeye tabi tutulmamıştır.

  • Şirketlerin uğradıkları maddi kayıplar her zaman üçüncü şahıslarla giriştikleri sözleşme ilişkilerinden doğmayabilir. Devlet ile, kamu kurum ve kuruluşları ile olan yani kamu gücünün etkin olduğu ilişkilerden de kayıplar doğabilir. Bu tür kayıplar şirketin dış ilişkilerinde yaşadığı kayıplardır.

  • Artık günlük yaşantımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen internet, hayatımızı kolaylaştırmanın yanısıra kendine özgü bir çok sorunu da beraberinde getiriyor. Bu sorunlardan en sık rastlanılanı ise kişilik haklarına yapılan saldırılar.

     

  • Hukuk temelde, kamu hukuku ve özel hukuk olarak ikili bir ayırıma tabi tutulmaktadır. Kamu hukuku alanında devletin taraf olduğu ya da devletin ve onu oluşturan kurum ve kuruluşların otoritelerinin ağır bastığı ceza hukuku, idare hukuku gibi hukuk kolları yer alırken; özel hukuk alanında sözleşmeler hukuku, ticaret hukuku, şirketler hukuku gibi gerçek veya tüzel kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kolları yer almaktadır.

  • Üçüncü bir kişinin markasının kendisinden izin alınmaksızın AdWords reklamlarında anahtar kelime olarak kullanılması, hukuk sistemlerinde marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil etmektedir. Bu bağlamda, sistemi işleten Google firmasına ve/veya bu markaları izinsiz olarak kullananlara karşı marka tecavüzü ve haksız rekabet davaları açılmış ve bu davalar kazanılmıştır. Bu yazı, ülkemizde bu kapsamda yaşanan bir olayı ve mahkemenin marka tecavüzünün/haksız rekabetin durdurulması kararı verdiği bir dava örneğini içermektedir.

  • I – GİRİŞ

    Alan adları, hukukun birkaç dalında çeşitli hak ihlallerinin ortaya çıkmasına sebep olabilir. Örneğin haksız rekabete yol açabilir, birinin ismine tecavüz teşkil edebilir, marka hukukunun ihlaline sebep olabilir. Alan adları bugüne dek en fazla “domain grabbing”ler ile gündeme gelmiştir. Birçok ünlünün, firmanın ismi alan adı olarak alınmış ve sonra bunlara satılmaya çalışılmıştır. Buna karşı isimleri alan adı olarak olarak alınanlar WIPO gibi örgütler nezdinde başvurularda bulunmuşlar ve bazıları alan adlarının kendilerine transferini sağlamışlardır.